www.gemlik16.com KARAKEÇİLER

   
  YöRüKLeR BOZOKLAR KAYI BOYU KARAKEÇİLER
  TaRiHTeN
 

TARİHTEN

kirda.jpg

OSMAN GAZİDEN

Oğullarıma ve bütün dostlarıma birinci vasiyetim Şudur ki; her zaman gazaya devam ederek, Din-i Celil-i İslâm'ın yüceliğini yaşatınız. Cihadın kemâline ererek, sancağı şerifi hep yüksekte tutunuz. Her zaman İslâm'a hizmet ediniz. Zira Cenâb-ı Hak benim gibi zayıf bir kulunu ülkeler fethetmek için memur etti. Gaza ve cihadlarınızla Kelime-i Tevhid'i çok uzaklara götürünüz. Hanedanımdan her kim, hak yoldan ve adaletten saparsa mahşer gününde, Rasülü Azam'ın şefâatinden mahrum kalsın. Oğlum! Dünyaya gelen hiç bir insan yoktur ki, ölüme boyun eğmesin. Bana da, Hz.Allah'ın emri ile şimdi ölüm yaklaştı. Bu devleti sana emanet ediyorum. Seni de Mevlâ'ya emanet ettim. (Osman Gazi)

KARAKEÇİLİ AŞİRETİ

Karakeçili aşireti, Osmanlı Devleti'ni kuran Kayı boyuna mensuptur. "Kayı", sağlam, metin, güçlü ve kuvvetli anlamlarına gelmektedir. Kayı boyu Oğuzların en büyük boyu olup, Bozoklara tâbidir. Doğudan Anadolu'ya gelişen göçlerin önemli nedenlerinden bir tanesi de bilindiği gibi Moğol istilâsıdır. İşte Moğolların baskı ve saldırıları nedeniyle Karakeçililer, bağlı bulundukları Kayı boyu ile birlikte, Türkistan-Horasan ve Anadolu çizgisinde göçe mecbur kalmışlardır. Bu göç esnasında reisleri Ertuğrul Bey idaresinde Anadolu'ya gelen Kayı boyu ve Karakeçililer göçebe yaşayışını sürdürmüşlerdir.

YÖRÜKLER

Yörük deyimi, iyi çabuk yürüyen, göçebe Anadolu'nun çadirda oturan Türkmenleri, bir yerde yerlesmeyen göçebe halki anlamlarina gelir. Bunlar, Anadolu'ya ve oradan da Rumeli'ye yayilmis Türkmen topluluklaridir.

Baskanlarina "Mir-i Yörükan" veya "Yörük beyi" denilirdi.Yörükler Anadoluda veya Rumeli'de oturduklari bölgelerin adini aldiklari gibi kendi eski adlari ile de anilirlardi mesela Anadolu yörüklerinin bazilarinin belgelerde geçen adlari sunlardir. Içel yörükleri, Alaiye Yörükleri, Tekeli Yörükleri, Bursa yörükleri Haruniye Yörükleri, Maras yörükleri, Ankara yörükleri, Egridir yörükleri, Araç yörükleri, Tarakli yörükleri, ziyle yörükleri, Karaca yörükleri, Murtana yörükleri, Tartar yörükleri, Karayahsili yörükleri, Nacakli yörükleri, Nasirli yörükleri, Eski yörük, Toraman yörükleri, Tacirli yörükleri, Tor yörügü, Rumeli yörüklerinin adlari ise söyledir: Tanri dagi yörükleri, Naldöken yörükleri, Kocacik yörükleri, Ofcabolu yörükleri, Vize yörükleri, Yanbolu yörükleri, Selanik yörükleri.

25'i yamak 5'i eskinci olmak üzere 30 kisilik ocak seklinde timara sahiptiler. Zaman içinde bu yörüklerden bir kismi yerlesik hayata geçmis eski yasantilarini terketmislerdir ama bunlardan Sarikeçililer hala eski yasantilarini hemen hiç degistirmeden devam ettirmektedir.

Tüm yil boyunca çadirlarda yasayip yayla ve kislakta keçi koyun besleyen yörükler isinin yükselmesiyle sahilden yaylalara dogru göçmeye baslarlar bir günlük yürüme mesafesinde uygun yerlerde 2-3 gün konaklayarak yaylalara çikarlar sonbaharda havalarin sogumasiyla birlikte auni sekilde sahile geri dönerler. Bölgedeki Sarikeçili Karatekeli, Karakoyunlu ve Gebizli yörüklerinin bir kismi bu tür göçebe yasayan asiretlerdir.

YÖRÜKLER KİMDİR ?

Yörükler, Atlı-Göçebe Türk kültürüne uygun yaşantılarını diğer bir çok Türk topluluğuna göre daha uzun süre devam ettiren ve yerleşik düzene nisbeten yakın zamanlarda geçen Türk topluluklarından birisidir.

Bu hayat tarzının onların karakterlerine yansıyan ve onların temel özellikleri haline gelmiş bir takım hasletleri vardır.

Mesela Yörükler hoşgörülü insanlardır. Sürekli olarak yer değiştirirler ve farklı anlayışa sahip bambaşka yaşantı tarzları olan insanlarla sürekli olarak karşılaşırlar. Bu durum onların daha toleranslı insanlar olmasını sağlar çünkü onlarla barış içinde yaşamanın tek yolu hoşgörüden geçer. Kendi hayat tarzlarını korumanın başkalarının hayat tarzına saygı duymakla mümkün olduğunu görmüşlerdir.

Yörükler yardımsever insanlardır. Yüksek yaylalarda çarşı pazardan uzak yaşadıkları için ihtiyaç duydukları şeyleri yine başka Yörüklerden karşılamak zorundadırlar. Bu mecburiyet onlara imece sistemini ve paylaşmayı çok iyi öğretmiştir.

Çalışkandırlar. Hayatlarını yaylalarda sürdürmek, ve daha rahat yaşamak için ihtiyaç duydukları şeyleri kendileri üretmek zorundadırlar. Bu yüzden her Yörük obası aslında bir tür entegre fabrika gibi çalışır. Peynir, yağ, yoğurt yaparlar. Koyunlarından yün elde ederler. Bu yün ile kilim, halı, çadır çulu, pantolonluk kumaş dokurlar, kazak, eldiven, çorap gibi giysiler örerler. Deriyi işler, post, çarık, çanta, peynir tuluğu yaparlar. Kısacası her Yörük obası bağımsız bir ekonomik birimdir.

Yörükler temiz insanlardır. Bir kere hep su başlarında konaklarlar. Bu sadece kendileri ve hayvanları için içme suyu teminine yönelik bir şey değildir. Temizlik de bu seçimin en önemli sebeplerinden birisidir. Hijyen şartları göz önüne alındığında o zamanların en sağlıklı ortamları mikropların yayılma riskinin en az olduğu yüksek dağ başlarıydı. Çadırında kaynatılmış temiz bezler ve kaynatılmış sıcak su kullanılarak doğum yaptırılan bir Yörük gelini - geçmişin gelişmemiş sağlık şartları göz önüne alındığında - acaba gerçekten kötü şartlarda mı doğum yapıyordu?

Yörükler özgürlüklerine de düşkündürler. Özgürlükleri için tehlike olarak gördükleri ev-bark, tarla-bahçe sahibi olma işine hiç meyletmemişler, Anadolu'nun uçsuz bucaksız yaylalarında o pınar başı senin bu pınar başı benim dolaşıp durmuşlardır. Yerleşmeleri için yapılan baskılara uzun süre direnmişlerdir.Yörükler bir süreliğine de olsa yerleştirilseler dahi bir fırsatını bulup yine eski yaşantılarına dönmüşlerdir. Çabalarının özeti şu dizededir:

Ferman padişahın, dağlar bizimdir.

Kurtuluş Savaşı'nda ülkemizi işgale yeltenen düşmana karşı Anadolu'da başlayan direniş hareketlerine hemen katılmışlar, bir çok şehitler vermişler ama Türk vatanseverliğinin en güzel örneklerini göstermişlerdir.

ferman.jpg

tugra06.jpg

osmanliarmasi.jpg

OSMANLI ARMASI

Arma kimliği anlatan, tanıtan bir işarettir. Resimler, harfler ve şekillerden oluşur. Bir devleti, hanedanı ya da şehri anlatır. Devletlerin insanları tarafından benimsenen armaları vardır.
Osmanlı armasının üzerindeki sembolleri en tepeden başlayarak şöyle sıralayabiliriz:
En tepede bir güneş şekli ve onu çevreleyen güneş ışıkları var. Güneş şeklinin ortasında armanın ait olduğu dönemin hükümdarının tuğrası yer almakta. Onun altındaki yukarıya açık hilalin üzerinde Arapça ;Osmanlı devletinin hükümdarı olan; han, Allah;ın muvaffak kılması ve yardımına dayanır ve öylece hüküm sürer; anlamına gelen bir söz yazılı.
Onun altında, armanın tam göbeğine gelecek şekilde aynalıklı kalkan motifi var. Bu kalkanın çevresinde yıldızlar bulunuyor. Bu yıldızların sayısı çok zaman 12 adet ile sınırlandırılmış olup 12 burcu temsil eder. Böylece Osmanlı, kainatın merkezine yerleştirilmiş olur.
Kalkanın hemen üzerinde de devletin kurucusu Osman Gazi;yi temsil eden bir sorguç vardır ki Osmanlıların köklerine ne kadar bağlı olduğunu anlatır.
Kalkanın sağ yanında Osmanlı sancağı yer alır. Renkli armalarda kırmızı ile gösterilir. Onun karşısında ise hilafet sancağı bulunur. Hilafet sancağının rengi aslında siyah iken, arma üzerinde hemen daima yeşil renkte gösterilmiş ve bazen üzerinde üç hilal kondurulmuştur.
Merkezdeki kalkandan Osmanlı sancağı yönüne doğru uzanan şekiller ise şöyle sıralanmaktadır:
Sancağın üzerinde bir ok var. Sancak alemini altında baltacılar ocağının kullandığı tek taraflı bir çift yüzlü teberler (balta) bulunur. Sonra mızrak ve altında el siperlikli tören kılıcı vardır. Sonra ağızdan dolma bir top ve altında savaş kılıcı yer alır. Hemen altında bozdoğan (gürz) görülür. Top ile bozdoğanı sancaktan ayıran boynuzdan yapılan boru ise savaş ilanını ve sonra da mehterhaneyi temsil eder.
Armanın sol yanında, yani hilafet sancağı yönünde uzanan semboller biraz da modern olma isteğinin etkisiyle burada bulunurlar ve yine yukarıdan aşağıya şöyle sıralanırlar:
Sancak aleminin altında süngü takılmış bir tüfek, altında tek yüzlü teber (balta), sonra toplu tabanca ve topuz başlı asa mevcuttur. Asanın şeşper (savaş araçlarından altı dilimli topuz) topuzu kenarına asılı olan terazi adaleti temsil eder. Terazinin kitap şekilleri üzerine oturtulmuş olup bu kitaplardan üstteki Kuran-ı Kerim, alttaki ise diğer hukuk metinleri yerine geçen kanun kitabıdır.
Hilafet sancağının altındaki çiçek şekilleri Osmanlı;nın estetik yönünü gösterir. Buket arasındaki güller hilafet sancağı üzerinde manevi ilhamlar sebebiyle bulundurulur. Buketin hemen altında bir çapa (gemi demiri) yer alır ki denizciliğin sembolüdür.
Arma göbeğindeki kalkanın hemen alt yanında dik duran bir borazan mızıka takımını; onun altında çaprazlama duran tirkeş (ok kuburu, sadak) ile meş;ale de gece donanmalarını ve ok müsabakalarını hatırlatır.
Armanın alt tarafını boydan boy süsleyen inci defne yaprakları, çiçek motifleri arasından beş tane madalya sarkar. Bu madalyaların isimleri şöyledir: İmtiyaz nişanı, Mecidi nişanı, iftihar nişanı, Osmanlı Nişan ve şefkat nişanı.
(Bu yazıdaki bilgiler, İskender Pala;nın Kahve Molası isimli kitabından alınmıştır.)

KAYI BOYU

Oğuzların 24 boyundan biridir. Gün Han Oğulları koluna bağlı olup, Ongunu (kutsal hayvanı) şahindir. Oğuz boylarıyla ilgili ilk bilgiler Kaşgarlı Mahmud'un Divanü Lugati't-Türk adlı eserinde derlenmiştir. Reşideddin'in Camiü't-Tevarih ve Yazıcıoğlu Ali'nin Selçuknamesi (Tarih-i Al-i Selçuk) sinde Kayı boyu ile ilgili bilgilere yer verilmektedir.

Reşideddin'in verdiği bilgiler Oğuzların İslam dinini benimsemelerinden önceki dönemi kapsadığından dolayı büyük önem taşır. Bu kaynakta ve diğer kaynaklarda boylar listesinin en başında yazılması, Kayı boyunun Oğzular arasındaki toplumsal ve siyasal konumunun yansımasıdır.

Kayı Boyu (Kayılar) Oğuzların Bozok kolundan, Osmanlıların da mensup olduğu bir boy.

Kayı kelimesi; ;muhkem, kuvvet ve kudret sahibi; demektir. Kayı boyunun damgası, iki ok ve bir yaydan ibaretti. Oğuz Han oğlu Gün Han oğlu Kayı;nın, bu boyun ceddi olduğu söylenir. Yirmi sene hükümdarlık yapan Kayı;nın nesli, uzun yıllar bu makamda kalmıştır. Bu sebeple Kayı boyu, Oğuz boyları arasında ilk sırada gösterilmektedir. Dede Korkut da eserinde, gelecekte hanlığın geri Kayı'ya döneceğini bildirerek, Osmanlılar'ı haber vermiştir.

Kayılar, Selçuklular'la birlikte, fetih esnasında ve daha sonraları Anadolu;ya gelip, değişik bölgelerde yerleştiler. Osmanlı Devletinin kuruluşunda, esas nüveyi teşkil ettiler. Osmanlılar zamanında, Rumeli;nin fetih ve iskânına katıldılar.

Sultan İkinci Murad, soyunun bu boya mensubiyetini göstermek için, sikkelerine, Kayı boyuna ait iki ok ve bir yaydan müteşekkil damgayı koydurmuştur. Sonraki padişahların bastırdıkları sikkelerde görülmeyen Kayı damgasının, Kanunî’ye kadar çeşitli eşya ve silâhlar üzerine konulmasına devam edilmiştir.

Kayı boyuna mensup Karakeçili göçebe oymağı, eski zamanlardan beri her yıl, Söğüt;teki Ertuğrul Gâzi Türbesini ziyaret etmekte ve bununla ilgili şenlikler yapmaktaydı. Sultan İkinci Abdülhamid Han, bu ziyaret ve şenliklere resmî bir hüviyet kazandırdı. Kendi oymağı saydığı Karakeçili gençlerinden, Ertuğrul Alayını teşkil ettirdi. Bu oymak mensuplarını, ziyarete gelen Alman imparatoruna, ;akrabalarım; diyerek takdim etti.

;Ertuğrul;un ocağında uyandım,
Şehidlerin kanlarıyla boyandım;

beytiyle başlayan bir marş bestelenip, yıllarca dillerde söylenip, gönüllerde yaşatıldı.

Bugün, Kayı boyu mensupları, genellikle; Eskişehir, Mihalıççık, Orhaneli, Isparta, Burdur, Fethiye, Muğla, Aydın ve Ödemiş civarındaki köylerde yerleşmişlerdir.

tugra02.jpg

 

            

 
  Bugün 1 ziyaretçi (12 klik) kişi burdaydı!

 

www.gemlik16.com
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
www.gemlik16.com

www.gemlik16.com W W W . Y O R U K L E R R . T R . G G